Abdurrahman el-Bistâmî: Osmanlı Havas İlminin Kurucu Adı

Osmanlı’da havas ilmi denince, geleneğin kurucu adı Abdurrahman el-Bistâmî‘dir. Tam adı Abdurrahman bin Muhammed el-Bistâmî’dir; 1454 yılında Bursa‘da vefat etmiştir.
Bu isim, Şeyh Vefâ kadar halk arasında bilinmez. Ama vefk ve hurûf üzerine yazılmış hemen her Osmanlı metni, doğrudan ya da dolaylı olarak ona dayanır.
Hayatı
Ailesinin Bistam kökenli olduğu, kendisinin Antakya çevresinde yetiştiği aktarılır. İlim yolculuğu onu Mısır’a, oradan Anadolu’ya getirdi. Hayatının son dönemini Bursa’da geçirdi ve orada vefat etti.
II. Murad döneminde Osmanlı ilim çevresiyle yakın ilişki kurdu. Bu, havas literatürünün saray çevresine girmesinde belirleyici oldu. Ondan önce dağınık ve sözlü olan bir birikim, onun eserleriyle yazılı ve düzenli bir hâle geldi.
Hurûf ve evfâk
Bistâmî’nin çalıştığı alan iki kavram etrafında döner.
İlm-i hurûf
Hurûf, harfler demektir. İlm-i hurûf, alfabedeki harflerin sayı değerleri, tabiat karşılıkları ve dizilişleri üzerine kurulu bir literatürdür. Ebced sistemi bu ilmin temelidir: her harfin bir sayı değeri vardır ve kelimeler bu değerler üzerinden hesaplanır.
Evfâk
Evfâk, vefk kelimesinin çoğuludur. Vefk, satır ve sütun toplamları birbirine eşit olan sayı karesidir; matematikte sihirli kare denir. Dört satır dört sütundan oluşan bir vefkte her satırın, her sütunun ve her köşegenin toplamı aynı sayıyı verir.
Bistâmî’nin katkısı, bu iki alanı birleştirmesi ve sistemleştirmesidir. Harflerin sayı değerleri ile sayı karelerinin kuruluşunu tek bir çerçevede ele almıştır.
Şemsü’l-âfâk
En bilinen eseri Şemsü’l-âfâk fî ilmi’l-hurûf ve’l-evfâk‘tır. Adı bile konusunu söyler: “hurûf ve evfâk ilmi üzerine ufukların güneşi”.
Eser, harflerin özellikleri, sayı karelerinin nasıl kurulacağı ve bu düzenlerin hangi çerçevede ele alındığını anlatır. Osmanlı döneminde çokça istinsah edilmiş, yani elle çoğaltılmıştır. Bu, bir metnin ne kadar arandığını gösteren en iyi ölçüdür.
Diğer eserleri
- el-Fevâihu’l-miskiyye fi’l-fevâtihi’l-Mekkiyye — ilimlerin tasnifi ve kaynakları üzerine ansiklopedik bir çalışma
- Miftâhu’l-cifri’l-câmi’ — cifr ilmi üzerine, kendisine atfedilen eser
Birinci eser özellikle önemlidir: hangi ilmin hangi kaynaklara dayandığını gösteren bir tür bibliyografya çalışmasıdır. Bir alanı sistemleştirmek isteyen kişinin yapacağı ilk iş budur.
Cifr nedir
Bistâmî’nin adı cifr ile de anılır. Cifr, harf ve sayı değerleri üzerinden yorum yapma geleneğinin adıdır. Hurûf ilminin bir dalı sayılır.
Bu alan klasik dönemde de tartışmalıydı. Harflere ve sayılara anlam yüklemenin nereye kadar meşru olduğu, âlimler arasında sürekli tartışılan bir konu olmuştur. Bistâmî bu tartışmanın içinde yer almış ve geleneği savunan tarafta durmuştur.
Etkisi
Bistâmî’nin Osmanlı düşüncesindeki etkisi üç noktada görülür.
Literatürü düzenledi. Dağınık hâldeki havas birikimini tasnif etti, kaynaklarını gösterdi, bir çerçeveye oturttu.
Saraya taşıdı. Bu ilimlerin Osmanlı ilim çevresinde ciddiye alınmasında rolü oldu. Sonraki yüzyıllarda müneccimbaşılık gibi kurumların zemini bu dönemde atıldı.
Sonrakileri besledi. Şeyh Vefâ’dan başlayarak, Anadolu’da vefk ve hurûfla ilgilenen hemen herkes bu birikimin üzerine kondu.
Bugün nasıl okunmalı
Vefk kareleri matematiksel olarak gerçektir; sihirli kareler bugün de kombinatorik çalışmalarının konusudur. Ebced de tutarlı bir kodlama sistemidir. Bistâmî’nin kurduğu yapı, kendi içinde düzenli ve öğrenilebilir bir sistemdir.
Bu metinleri okurken iki şeyi ayırmak gerekir: sistemin kendisi ile ona yüklenen iddialar. Birincisi matematik ve metin tarihi açısından incelenmeye değer bir mirastır. İkincisi, klasik dönemde de tartışmalı bulunmuş bir alandır.
Bu ayrımı yapan kişi, bu literatürden en çok yararlanan kişi olur.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi, hukuki veya mali tavsiye yerine geçmez.